ingilizcefinans ana sayfa   ana sayfa   hakkımda   reklam   iletişim
En kapsamlı ingilizce ve finans rehberiniz | www.ingilizcefinans.com
 
     
               
   
 
 
İngilizce Dersleri
 
Makaleler
 
Akademik Çalışmalar
 
Denemeler
 
Borsa
 

Aldatan Aldanır


Rüstem bir ikilem içerisindeydi. Üniversite giriş sınavı sonucunda Kocaeli Eğitim Fakültesi İngilizce Öğretmenliği’ni kazanmıştı. Bu tam istediği okuldu, ama gidebilecek miydi? Henüz onsekizinde olmasına rağmen, futboluyla çok ilgi çekiyordu. Lisedeyken okul takımının yıldızıydı. Ayrıca Sakarya amatör liginde Harmanlık spor’un kaptanıydı.. Herkes onun Türk futboluna yıldız yetiştirmekle ünlü Sakarya spor’a transfer yaparak profesyonel futbol hayatına başlamasını bekliyordu. Zaten Sakarya Spor yöneticileri de kendisine açık öneride bulunmuşlardı. Geriye bir tek maddi koşulların pazarlığı kalmıştı. Kararını verdiği anda şöhret ve para kapıları delikanlıya sonuna kadar açılabilirdi. Her şey çok güzeldi, ama yüksek tahsile devam etmesi mümkün olmayacaktı. Yani ya futbol, ya fakülte! Keşke, her ikisini ayni anda yapabilseydi! Yine de karar vermekte  zorlanmadı.

Çok sevdiği futbol en doğru tercihti. Tam o sırada aklına bir şey geldi. Bir de hesapta Alev vardı. Flört ettiği bu genç kızla ilişkileri henüz resmiyet kazanmamış olmasına rağmen, ciddiydi. Yani, evliliği düşünüyorlardı. Sonunda bu meseleyi bir de Alev’e danışayım, Böylece ona ne kadar önem verdiğimi ve ilerde evlenmek vaadimde ne kadar samimi olduğumu göstermiş olurum diye safça düşündü. Ertesi gün kıza konuyu açtı.

Alev ince, uzunca, siyah saçlı, beyaz tenli ve alımlı bir genç kızdı. Rüstem’le arkadaşlığı bir senelik bir maziye sahipti. Sakin görünüşü altında  hırslı hatta ihtiraslıydı. Popüler ve yakışıklı aynı zamanda futbol nedeniyle istikbali parlak  Rüstem’le flörtü kendisi başlatmıştı. Böyle birisinin kendisi dururken bir başka kızın sevgilisi olmasına tahammül edemezdi. Rüstem ise ona vurgunluk derecesinde bağlıydı. Alev güzelliğiyle ve kurnazlığıyla onu kendisine ram etmişti. Delikanlı çevresindeki bir çok kızın gözü kendisinde olmasına rağmen, dünyadaki tek kız Alev’miş gibi davranıyordu. Rüstem’in bir diğer  özelliği de mütedeyyin bir insan olmasıydı. Dindarlığı sadece ibadette kalmayıp, hayat tarzına da yansımıştı. Zarif yaratılışıyla takva sahipliği birleştiğinde ortaya sakin, kibar ve düşünceli bir insan çıkıyordu. Bu özellikleriyle Alev için yönetilmesi kolay bir insan olmuştu.

Alev da zaten bunu bekliyordu. İkisini çok veya az ilgilendirecek her konuda son sözü “O” söylemeliydi. Bu defaki zaten çok önemli bir husustu ve tüm hayatlarını etkileyecekti. Her zamanki gibi olayı sadece kendi açısından değerlendirmişti. Futbol sayesinde para ve şöhrete kavuşacak bir Rüstem’i elinde tutması güçleşecekti. Sonra kendisi için ilerde meşhur Rüstem’in karısı diyeceklerdi. Onun istediği ise tam tersiydi: Rüstem’e  Alev’in kocası demeliydiler. Evet,  Rüstem’in evlenme teklifini kabul etmişti. Fakat evlilik başladığında nasıl geçiniriz diye bir sorun kafasında taşımıyordu. Babası tanınmış ve zengin bir iş adamıydı. Varlık içinde büyümüş, her dediği yapılmış, madden ve manen asude bir ortamda yetişmişti. Dolayısıyla bir evin maişeti, geçim, maaş gibi kavramlardan haberi yoktu. Gelecek endişesi kendisine tamamen yabancı bir duyguydu.

Bütün bu nedenlerden dolayı, Rüstem’e, futbolu bırakmasını ve kazandığı fakülteye girerek üniversite mezunu titrini almasının çok önemli olduğunu söylemekte hiç tereddüt etmedi. Gerçi başka gerekçeler ileri sürmüştü. Futbol çok ağır bir spordu, hafta içi idman, hafta sonu maç ve üstüne üstlük bir de sakatlanmalar. Böyle bir hayat hiç çekilir miydi? Halbuki İngilizce öğretmenliği hem prestijli hem de zevkliydi. Kolay ve güzel olanı varken zor ve meşakkatli olanını seçmek niyeydi? Sonra profesyonel futbol hayatı birbirlerinden sıkça uzak kalmalarına neden olacaktı. Tam bunu söylerken daha önce aklına gelmemiş bir nokta kafasına takıldı ve hırsından adeta ürperdi. Rüstem’i binlerce on binlerce hayranıyla paylaşmak zorunda kalacaktı. Gazeteler, gazeteciler televizyonda her gün boy göstermeler, spor yazarlarının  abartılı övgüleri… Hayır bunlara asla katlanamazdı Rüstem her zaman  onun yönetimi altında sakin ve muti bir eş olmalıydı. Diğer alternatifin gerçekleşeceğini düşünmek bile ihtiraslı Alev için ufak çaplı bir işkence gibiydi. Sözlerini ve ses tonunu bariz şekilde sertleştirerek noktayı koydu. “ Futbolu tercih edersen beni tercih etmemiş olacaksın. “

Böylece mesele kapandı. Rüstem’in çok sevdiği futbolla ilgisi artık televizyondan maç seyretmekle sınırlıydı. Klüp yöneticileri ve arkadaşlarının, iyi düşündün mü ? futbolda istikbalin parlak, öğretmenlik seni tatmin edecek mi? Sorularına kısa, kesin cevaplar verdi. Ama yanıtları ne derecede samimiydi? O ayrı bir mevzu... Bu konuda kendisini sorgulamak da istemiyordu. Müstakbel eşi, sevdiği kız, Alev böyle istemişti işte. Muhakkak ki o da hayatını birleştireceği erkek için en iyisini isterdi. Neticede inşallah hayırlısı olur, demek en doğrusuydu.

İzleyen günlerde biraz durgun, biraz da buruktu. Ama bu kadarı normaldir diye düşündü, ne de olsa bugüne kadar hep futbolcu olmak hayaliyle yaşamıştı, Futbolla ilgili hayallerinden vazgeçmek  yepyeni bir durumdu. Alışmak için biraz zamana ihtiyacı vardı, hepsi o kadar.
          
Gerçekten bir müddet sonra Rüstem olayı kabullenmiş gibi görünüyordu. En azından içindeki fırtına dinmişti. Yüreğindeki sızı tamamen dinmese de daha derinlere gizlenmişti. Amiyane tabirle, vaziyeti idare ediyordu.  Bu da şimdilik yeterliydi.
 
Fakat zaman geçtikçe,  çevresindekilerin tutumunda giderek belirginleşen bir değişiklik fark etmeye başladı. Artık kendisiyle ilgilenenlerin sayısı gitgide azalıyordu. Sonra ilgilenmeye devam edenler de eskisi kadar candan davranmıyordu. Gerçi genç kızların hala baktığı bir tipti. Ama gizli, açık hayranların çoğu artık birer tanıdığa dönüşmüştü. Yanına sokulmak için her fırsatı değerlendirenler şimdilerde uzaktan selam vermekle yetiniyordu.  Erkek arkadaşları nezdinde de eski popülaritesi pek kalmamıştı. Evvelden olduğu gibi aranıp, sorulan Türkiye ligindeki maçlar hakkında yorumu istenilen insan değildi. Velhasıl muhitiyle ilişkisinin  hem  yoğunluğu azalmış hem de eski sıcaklığı kalmamıştı. Hayat çok ilginçti; bir tek karar her şeyi değiştirmiş, altüst etmişti. Kişisel bir karardan sonra anası, babası hariç herkes, kendisine karşı tavır değiştirmişti. Sanki ona “ biz de seni bir şey zannetmiştik “der gibiydiler. Asıl sürpriz ise başka yerden gelecekti…

Alev  Rüstem’i kendisi için tehlikeli ve sakıncalı bulduğu futbolculuk hülyasından vazgeçirip öğretmenliğe razı edince, önce bir rahatlamıştı. Fakat sonra onun eskisi kadar parlak olmayan yeni profilinden  sıkılmaya başladı. Rüstem’inkiyle birlikte kendi popülaritesi de düşmüştü. Artık genç kızların kıskandığı, delikanlıların ulaşılamaz bulduğu  kız değildi. Yani eski havası kalmamıştı ve bundan hiç memnun değildi. Kız arkadaşlarının  “Rüstem futbolu bırakmış”   derken takındıkları küçümser hava onu rahatsız ediyordu. Bu durumda normal olarak  yapması gereken şey, Rüstem’a kararlarını gözden  geçirmelerini önermek veya açıkça “ ben yanlış düşünmüşüm, çok geç olmadan futbola dönmen ikimizin mutluluğu için de iyi olur “ demekten ibaretti. İyi niyetli bir kimsenin yapacağı şey bu kadar basitti. Halbuki söz konusu olan Alev idi…

Kısa hayatının ilk fırtınalı dönemini geçirmiş olmasına rağmen, delikanlı fakültede ikinci sınıfa oldukça yüksek notlarla geçmişti. Alev ayni şekilde başarılıydı. Zaten ikisinin  tek müşterek noktaları zeki olmalarıydı. Artık yaz tatili başlamıştı ve futbolu da bıraktığına göre,  yavuklusuyla bolca görüşebilecekti. Ne olursa olsun  hayat güzeldi işte.

Fakat artık Alev’de bir haller vardı. buluşma tekliflerini çoğunlukla sudan sebeplerle reddediyordu. Zoraki de olsa bir araya geldiklerinde ise somurtuyor ve çok az konuşuyor, bazen de hiç yoktan maraza çıkartarak kalkıp gidiyordu. Bir gün Rüstem’e, aralarındaki ilişkinin arkadaşlıktan ibaret olduğunu söylediğinde, genç adam şaşkınlık ve  üzüntüyle “ ne demek istiyorsun ? diye sordu. Alev şaka yollu bir cevapla geçiştirdi. Bir şeyler  döndüğü belliydi, ama ne?

Çok geçmeden işin kokusu çıktı. Genç kız, hem de Rüstem’in en yakın arkadaşı Engin’le sık sık ve samimi pozlarla çıkıyordu. Güçlü bir aile terbiyesine sahip olan delikanlı, kıza sadece “duyduklarım gerçek mi?” diye sordu. Cevap, evet anlamında bir suskunluktu. Rüstem hiçbir şey söylemeden kızın yanından ayrıldı.

Alev ihanetini en acımasız biçimde yapmıştı. Onu mümkün olduğunca kırmadan, ayrılmanın bir yolunu aramak yerine,  haysiyetini kırmakta bir mahzur görmemişti  Halbuki Rüstem kendisine ne kadar bağlıydı. Onu hiçbir zaman kırmamış; her zaman nazik, anlayışlı, gerektiğinde müşfik davranmıştı. Onun bir sözüyle parlak bir istikbali elinin tersiyle itmişti. Karşılığı bu olmamalıydı… 

Rüstem önce çok sarsıldı. Evine kapandı ve tam bir ay dışarı çıkmadı. Herkes onun hayata küstüğünü, bir daha kolayca toparlanamayacağını zannediyordu. Bekledikleri olmadı. Sonunda şehir bulvarına çıktığında biraz zayıflamış ve  sararmıştı. Ancak ruhsal bir  çöküntü alametleri göstermiyordu.  Aksine yüzüne kararlı bir ifade gelmişti. Sanki aniden görmüş, geçirmiş olgun bir adam oluvermişti. Olayın şokunu fazlasıyla üzerinden attığı her halinden belli oluyordu. Gerçi kimseyle pek konuşmuyor, yalnız dolaşmayı tercih ediyordu. Her gün Bulvar’da bellediği bir parkurda  gidip, geliyor sonra  tekrar evine dönüyordu.

Bir gün eve döndüğünde bir sürprizle karşılaştı. İki Sakarya spor’lu  idareci  babasının yanında  oturmuş onu bekliyordu. O gelene kadar babası İsmet, boş durmamış ve   Rüstem’in  futbol oynarken tahsiline  izin vermeleri hususunda  idarecileri ikna etmişti. Anlaşmaları uzun sürmedi. Rüstem’i sözleşme imzalamak üzere bir hafta sonrasına kulübe davet ettiler. İnanılır gibi değildi. Artık profesyonel bir futbolcu oluyordu. Hem de yüksek tahsiline devam edebilecekti. Bu hayallerini bile aşan bir durumdu…

Haber hemen duyuldu ve tebrikler yağmaya başladı. Tanıdığı, tanımadığı bir çok insan onu kutluyor, sempati gösterisinde bulunuyordu. Komşular annesini ziyaret ediyor, memnuniyetlerini ifade ediyor ve mahalle kültürüne uygun olarak tanıdıkları hamarat ve namuslu kızlardan bahsediyorlardı. Velhasıl her şey çok güzeldi. Aklına Alev geldi. Haberi muhakkak duymuş olmalıydı. Ancak nasıl etkilendi, pişman mıydı vesaire gibi sorular zihninden gayri ihtiyari geçti. İçinin sızlamasını engelleyemedi…

Birkaç gün sonra  yine Bulvardaki mutat, kısa gezintisini yaparken sürpriz bir karşılaşma oldu; Zehra’ya rastladı. Genç kız Alev’in daima beraber dolaştığı, moda deyimle kankasıydı. Bazı buluşmalarında onunla beraber gelmiş, birkaç dakika sonra ikisini yalnız bırakmak için  ayrılmıştı. Rüstem daha o zamanlar genç kızın kendisine beğeniyle baktığını fark etmiş ama hiç umursamamıştı. Bir başka kızla ilgilenmek, hele sevgilisinin en yakın arkadaşıyla! Bunu düşünemezdi bile…

Karşısında ela gözlü, sarışına yakın kumral, uzun boylu, balık etinde bir güzellik vardı. delikanlıyı görmenin ve onunla konuşuyor olmanın verdiği memnuniyet yüzünden okunuyordu. Nedense biraz tedirgindi. Rüstem ise artık unutmaya başladığı bazı duyguları sanki aniden tekrar hisseder gibiydi. Rastlaşmış olmaktan dolayı memnun olduklarını birbirlerine acemice ifade ettikten sonra, delikanlı beklenmedik bir ataklıkla güzel kıza tekrar buluşmalarını önerdi. Zehra tatlı bir şaşkınlıkla sadece “olur” diyebildi.

Ertesi gün bir cafede buluştular. Sonraları tekrar bir araya geldiler. Aralarında hemen  duygusal bir bağ oluştu. Sanki bir gecikmeyi telafi etmeye çalışıyor gibiydiler. Sohbetleri sırasında ortak dostlarından da bahsettikleri oluyordu. Zehra birkaç kez Alev’den bahseder gibi oldu. Delikanlı oralı olmayınca lafı uzatmadı. Bu arada ahbaplıkları ilerlemişti. Zehra ölçülü, sakin. güven veren, karşısındakini zorlamayan bir kızdı. Gösterişli bir fiziğe sahip olmasına rağmen, güzelliğinin farkında değilmiş gibi davranıyordu. Tam Rüstem’in aradığı bir tipti. İlk başlardaki tedirgin halini bırakmıştı. Rüstem ise, genç kızın yanında mutlu ve rahat olduğunu görüyordu. Buna rağmen duygularından emin olana kadar ona açılmak için acele etmedi.

Klüple mukavele imzalamış, idmanlara başlamıştı. Yaz tatili de bitmek üzereydi. İdmanlara bir de dersler eklenince görüşmeleri oldukça kısıtlanacaktı. Karar vermeliydi.

Buluştukları yer şehrin nezih ve lüks bir lokantasıydı. Rüstem hayati bir mevzu görüşeceklerine göre, cafe yerine  böyle bir yerin daha münasip olacağını düşünmüştü. Hemen konuya girdi ve Zehra’ya onu bekleyen hayattan pasajlar sundu. Profesyonel hayatın     
artıları, eksileri vesaire. Pembe tablolar çizmekten özellikle kaçınarak, futbolculuğun meşakkatli yönlerini ön plana çıkardı.  

- Ne dersin benim için iyi olacak mı? diye sordu en sonunda.
- Hayırlı olsun Rüstem, demek ki bir daha seni görebilmem pek zor. Ama bu kısa arkadaşlığımız bile ilerde benim için onur vesilesi olacak. sözcükleri dudaklarından döküldü.
Delikanlı tam zamanı diyerek,
- Zehra benimle evlenir misin? Diye aniden sordu.
Genç kızın yüzünde önce büyük bir mutluluk, ayni anda da endişe ifadesi belirdi. Kendini zorlayarak:
- Rüstem, önce sana bir şey söylemem gerekiyor dedi. Sanki gizli bir suçu itiraf etmek üzereydi. Fakat delikanlı hiç şaşırmadı, sakin bir tonda;
- Bulvardaki karşılaşmamızın rastlantı olmadığını ve Alev’in aramızı düzeltmek için seni kullanarak düzenlediği bir tertip olduğunu mu söyleyeceksin? Bunu başından beri bilmeme karşın hiç önemsemedim, hala da umurumda değil. Sen şimdi  şu soruma cevap ver, “beni seviyor musun ve benimle evlenir misin?
- Rüstem, sen beni fark etmezken, ben sana tutkundum.

Düğünleri gerçekten muhteşemdi. Kulüp başkanı iki genci tebrik ederken, Zehra’ya, “futbolcum artık sana emanet, ona iyi bakmalısın” demeyi ihmal etmedi. Alev davet edildiği halde düğüne gelmedi. Şaşkınlık içindeydi aslında olanların pek karmaşık bir tarafı yoktu. Aldatan aldanmıştı…
Yorumlar
AiTIIwVF
weWNo4 a href="http://hqaeebpytegp.com/" hqaeebpytegp /a , [url=http://xqukdjxuutis.com/]xqukdjxuutis[/url], [link=http://rbdapihkniuj.com/]rbdapihkniuj[/link], http://amwudqadcjcc.com/
16.04.2010 13:25:45

cQdZMIwtxrfk
5yplPG a href="http://nravnceukavu.com/" nravnceukavu /a , [url=http://btopilreohnw.com/]btopilreohnw[/url], [link=http://sjdvrqulmhdb.com/]sjdvrqulmhdb[/link], http://lzunytifmjqa.com/
16.04.2010 05:15:37

melek
alev ince kadirlili.kocasını da aldattı adana enver kuttepe lisesi baş müdür yardımcısı osman erginle evlendi daha sonra.
27.01.2010 16:07:14

merve yıldırım
hayatta hiçbir şey karşılıksız kalmıyor...
22.05.2009 13:27:55

   
Bu yazı hakkında yorum yapabilirsiniz  
İsim: Puanınız:
Yorumunuz:
 
4415 kutuya soldaki sayıları giriniz  
 
 

© Copyright 2010 ingilizcefinans.com, Her hakkı saklıdır.

ana sayfa | hakkımda | ingilizce özel ders | reklam | iletişim