Bir pop şarkısının sözlerinden esinlenerek kurguladığımız bu sözler, ülkemizdeki son durumu özetler mahiyette. Sanırım, ekonomi bilimi hiçbir medeni ülkede bu kadar aşağılanmamıştır. Halbuki, tarih bize bu konuda ilginç örnekler sunuyor. Bunlardan birisi, Bretton Woods anlaşmasıdır.
İkinci Dünya Savaşı henüz bütün şiddetiyle sürerken (1944 yılında) ABD, gırtlak gırtlağa boğuşmakta olduğu Japonya ve Almanya'nın da aralarında bulunduğu sanayileşmiş ülkeleri Bretton Woods kasabasında toplayarak savaş sonrası ortaya çıkacak yeni uluslararası ticaret düzenini masaya yatırdı. Bu olay bizler için ibret alınacak birçok ders sunmaktadır. Birincisi, ekonomi söz konusu olduğunda can düşmanların dahi bir araya gelip anlaşma sağlayabildikleri ve en kritik konularda işbirliği yapabildikleri hususudur. İkincisi, savaş halinde olmalarına rağmen toplantıya çok sayıda devlet temsilcisinin katılmasıdır ki, bu da bize ekonominin milli sınırları aşan bir mevzu olduğunu göstermektedir. 1971 yılında bu anlaşmanın iptal edildiğini bizzat ABD başkanının ilan etmesi de olayın uluslararası sistem açısından ne kadar önemli olduğunun en açık göstergesidir.
Tarihin en dramatik olaylarından birisi İkinci Dünya Harbi'nde Alman Nazilerinin Musevilere reva gördüğü mezalimdir. Bu trajik olayda taraf durumunda olan ülkeler ise tabii ki Almanya ve İsrail'dir. Ancak, ekonominin önceliği ve en önemli ekonomik olay olan ticaretin engellenemezliği burada da kendini göstermiştir. Savaş bittikten sonra bu iki ülke birbirleriyle ticaret yapmakta bir sakınca görmemiştir. Bir bakıma iktisadi menfaatler en keskin düşmanlık duygularının dahi üstüne çıkabilmiştir. ABD'nin kurulma aşamalarında kıtanın yerlileriyle Amerikan ordusu arasında çok kanlı muharebeler yaşandığı herkesin malumudur. Her iki taraf için de hayat memat meselesi olan bu çatışmalar sırasında bile ticaretin gizliden gizliye yürütülmesi ekonominin ne kadar vazgeçilmez olduğunun bir diğer örneğidir. Yine Osmanlı İmparatorluğu'nun Avrupa içlerine doğru yaptığı seferlerde ordumuzun geçtiği birçok şehirde askerlerimizin alışveriş yapması için pazarların kurulduğunu, dolayısıyla bu seferlerin birçok Avrupa şehrinde ekonomik canlılık meydana getirdiği için sevinçle karşılandığını tarih bize bildiriyor. Bu olayda da ekonomi denilen gerçeğin düşmanlık duygularına galip geldiği hatta bu tür duyguların uyanmasını engellediğini müşahede ediyoruz.
İlginç bir örnek de Türkiye Cumhuriyeti'yle ilgili...
Daha Lozan Antlaşması yapılmadan, başka bir deyimle Türkiye Cumhuriyeti resmen kurulmadan önce Mustafa Kemal Atatürk'ün insiyatifiyle İzmir İktisat Kongresi yapılmıştır. Bu toplantıda yeni kurulacak Cumhuriyet'in kapitalist liberal sistemi benimsediği, bu meyanda hür teşebbüse izin verileceği, yabancı sermaye girişinin destekleneceği vs. gibi politikalar tüm dünyaya ilan edilmiştir. Cumhuriyet'in kurucuları daha Kurtuluş Savaşı bitmeden asıl mücadelenin ekonomi alanında yapılacağını ve her şeyin ekonomiye bağlı olduğunu idrak etmişlerdir.
Yakın tarihimizde bu konuda kötü örnekler de yaşadık. Mesela, 27 Mayıs İhtilali'ni yapanların kafasında ekonomi diye bir mefhum hiç yoktu. Bu nedenle, maaşların ödenmesinde dahi güçlük çekildi ve iktisat tarihimize geçen tasarruf bonosu rezaleti yaşandı.
Son dönemlerde, dünyada daha önce misli görülmemiş bir ekonomik trend yaşanıyor, ekonomi bilimi yavaş yavaş yeniden yazılıyor ve bu gelişmelerin tabii bir sonucu olarak devlet yönetiminde, özel kuruluşlarda, medyada ve kamuoyunda ekonomi gündemin tepesine oturmuş vaziyette hatta zaman zaman gündemin tek maddesi ekonomi olabiliyor. Ülkemize gelince, beynelmilel iktisat tarihinin sayılı ekonomik olaylarından birisi olan GAP yatırımıyla ilgili haberler bile bir iki gün içinde sönüp gündemden düşüverdi. Dış dünyada düşmanların yapabildiğini yapamaz durumdayız. Cumhuriyet daha başlamadan asker kişiliklerine rağmen kurucuların gösterdiği basiretin uzağındayız. İşin kötüsü, artık ekonomi de bizden uzaklaşma emareleri gösteriyor. Böyle bir gidişatın ülkemiz ve milletimize hayırlar getirmesi pek zor. En iyisi, ülkeyi bu hale getirenlerin tarihin kendileri için neler yazacağını düşünerek kendilerini toparlamaları.