ingilizcefinans ana sayfa   ana sayfa   hakkımda   reklam   iletişim
En kapsamlı ingilizce ve finans rehberiniz | www.ingilizcefinans.com
 
     
               
   
 
 
İngilizce Dersleri
 
Makaleler
 
Akademik Çalışmalar
 
Denemeler
 
Borsa
 

Huzur Evi


Ekrem’in mutlu bir yaşantısı vardı. Karısı Nuran klasik Türk kadınının iyi bir örneği sayılırdı. Çalışkandı. evi tertemiz tutar, kocasına ve  çocuklarına iyi bakardı. Ara sıra kapris yapsa da fazla ileri gitmezdi. Bu nedenle  hiçbir zaman kayda değer bir geçimsizlikleri olmadı. İki evladından Hasan, 10 yaşındaydı ve  beşinci sınıfa gidiyordu,. Kızı ise, henüz altı yaşındaydı. Şehrin iyi tanınmış esnaflarından biriydi. Yılların bakkalıydı ve işleri iyiydi. Süper marketlerin hakimiyetine rağmen, müşterisi onu terk etmemişti.

Tek problemi annesinin hastalığıydı. Ekrem,  iyileşmesi için doktor, hastane,ilaç v.s.babında hiçbir fedakarlıktan  kaçınmamış olmasına rağmen, annesinin inatçı hastalığını bir türlü alt edememişlerdi. Sonunda korkarak bekledikleri oldu ve yaşlı kadın vefat etti…

 En çok sarsılan, 45 yıllık hayat arkadaşını kaybeden babasıydı. Evlatlarının üçü de çoktan evlenip yuvadan uçtukları için adamcağız tek başına  kalmıştı. Fakat yaşının fazla ilerlemiş olması nedeniyle bekar hayatını sürdürmekte zorlanıyor ve bakımsız kalıyordu. Açıkçası bakıma ihtiyacı vardı. Ekrem durumu fark etmekte gecikmedi ve bir gün babasını alıp evine getirdi. Babası hayatının son demlerini yanında huzur içinde geçirmeliydi.

Nuran kayınpederinin gelişini tepkisiz, biraz da soğuk karşıladı. İhtiyara bakmada gönülsüzlüğüne rağmen, yemeğini muntazaman önüne koyuyor, hizmetini görüyordu. Akşam Ekrem işten döndüğünde yanına geliyor kısa da olsa sohbet ediyorlardı. İhtiyar hayatından memnundu. Hiçbir şikayeti yoktu.

 Üç, dört ay geçtikten sonra, Nuran  kocasına;
- “Annenin vefatından sonra  baban çok yalnız kalıyor, keşke iki satır yarenlik edecek arkadaşları olsa”
demeye başladı. Güya ihtiyara acıyordu. Sonunda baklayı ağzından çıkardı ve 
-Ekrem’ciğim, Şeker Mahallesinde yaşlılar için huzur evi açılmış, çok methediyorlar. Babanı oraya koysak? Böylece  akranlarıyla bir arada yaşar, arkadaş, dost edinir, hiç sıkılmaz ve yalnızlık çekmez. Biz de kendisini sık sık ziyarete gideriz. Daha mutlu olur. Bak, sen sabah çıkıp, geç vakitte  yorgun, argın dönüyorsun, haliyle babanla istediğin gibi ilgilenemiyorsun. Ben de bütün gün ev işine koşuşturmaktan, çocuklara bakmaktan vakit bulup ta onunla oturup sohbet edemiyorum. Sen bilirsin ama, bu yaştaki insanın en çok ihtiyaç duyduğu şey alakadır. İstersen bir düşün...

Ekrem şaşırmıştı. Karısının sözleri hemen reddedilemeyecek kadar mantıklıydı. Ama bu doğru olur muydu?...Nuran kocasının mütereddit halinden yararlanmak için bastırdı. 
-      Hem baktık olmuyor, alır geri getiririz canım, buda mı zor yani? Bir denemeye değmez mi kocacığım?

Nuran davasını iyi savunmuş ve eşine itiraz etme imkanı pek bırakmamıştı. Bir nokta hariç, acaba babası ne diyecekti?

İhtiyar adam tecrübesiyle olan biteni hemen kavramıştı. Hiç itiraz etmedi. Oğlunun vicdanını rahatsız etmemek  için,
- Baba, Nuran’la beraber senin için daha iyi olur diye düşündük. Ama istemiyorsan açıkça söyle.
 
Şeklindeki sözlerini de yanıtsız bıraktı….

Ekrem bir hafta sonra babasını huzur evinde ziyaret etti ve ona bir şeye ihtiyacı olup olmadığının sordu. İhtiyar;
-Burada bazen üşüyorum, oğlum, bana iki battaniye getirebilir misin? Dedi.
Hemen o gün en iyisinden iki battaniye satın alarak eve bıraktı ve hanımını tembihledi;
- Hasan okuldan gelir gelmez, bu iki battaniyeyi hemen büyük babasına götürsün. Ben dükkana dönüyorum.
Akşam işten geldiğinde Nuran ona battaniyeleri Hasan’la gönderdiğini söyleyince karısına teşekkür etti.
Üç gün sonra babasını tekrar ziyarete gitti,
- Babacığım nasılsın iyi misin, keyfin yerinde mi?
sözleriyle hatır sorduktan sonra, gönderdiği battaniyeleri alıp almadığını sordu. İhtiyar adam,
- İki tane istemiştim, Hasan bir tane getirdi, ama yine de sağ ol
sözleriyle sitem edince önce afalladı, sonra bunun karısının pintiliğinden olduğunu düşünüp öfkelendi.Ama belli etmemeye çalışarak.

- Baba iki tane göndermiştim . Herhalde bir yanlışlık oldu
diyerek hemen eve döndü. Ve eşine hışımla çıkıştı.
- Babama iki battaniyeyi çok mu gördün? yazıklar olsun!...
Nuran, huzurevine götürmesi için Hasan’a iki battaniye verdiğine yemin billah edince, odasında ders çalışmakta olan çocuğu çağırdı ve onu sorguladı
-   Oğlum, bana doğruyu söyle. Battaniyenin birine ne oldu? 
Hasan son derece sakin ve doğal bir tonda konuştu.
-        Babacığım, annem bana büyükbabama götürmem için iki battaniye verdi. Ama ben sadece birisini götürdüm.
Ekrem öfkesini de aşan  merakla tekrar sordu. 
-Peki, diğerini ne yaptın oğlum, çabuk söyle!
 
Oğlu sükunet ve doğallığını hiç bozmadan cevap verdi

- Battaniyelerden birini, yaşlanıp da huzur evine gittiğinde sana vermek için odamda bir yere sakladım.  
Yorumlar
BGSYzhdhgqKdeuhrQz
6s06xh a href="http://wgsyjgzibglp.com/" wgsyjgzibglp /a , [url=http://zjcfwheinthp.com/]zjcfwheinthp[/url], [link=http://iiuhczjccjnc.com/]iiuhczjccjnc[/link], http://jjkjghtdxapj.com/
16.04.2010 16:32:49

mehmet
tesekkür ederiz
10.12.2009 14:45:08

   
Bu yazı hakkında yorum yapabilirsiniz  
İsim: Puanınız:
Yorumunuz:
 
0971 kutuya soldaki sayıları giriniz  
 
 

© Copyright 2010 ingilizcefinans.com, Her hakkı saklıdır.

ana sayfa | hakkımda | ingilizce özel ders | reklam | iletişim