İngilizce Dersleri |
|
|
|
|
| |
Makaleler |
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
Akademik Çalışmalar |
|
|
|
|
| |
Denemeler |
|
|
|
|
| |
Borsa |
|
|
|
|
| |
|
Hristiyanlığın Dönüşü

İslam’a dil uzatan Papa Benedict, rengini bundan 13 ay önce belli etmişti... Ama, günlük yaşayan Türk basını ve Türk kamuoyu, bundan haberdar olmadı. Newsweek dergisinin 15 Ağustos 2005 tarihli sayısında “Hristiyanlığın Dönüşü” adlı Christopher Dickey imzalı bir makale yer almıştı. Bu yazıyı, tercüme ederek hepsi dindar çevrelere hitap eden büyük bir günlük gazete ve iki dergiye gönderdim. Ancak, tercüme yazım bu yayın kuruluşları tarafından en ufak bir ilgi dahi görmedi.
“Hristiyanlığın Dönüşü” başlıklı yazı, Papa’nın iki amacını kendi sözleriyle ortaya koyuyordu. Bunlardan biri, insan hayatını doğumdan(hatta hamilelikten) ölüme kadar kilisenin emrine vermek, ikincisi ise Avrupa’yı Hristiyan öğretisinin hakim olduğu bir kıta haline getirmekti. Tabii, bu arada Papa’nın hayaline (veya misyonuna )göre ortada laiklik diye bir şey olmayacaktı.
Gerçi, Papa’nın söylemlerinde dünyayı Hristiyanlaştırmak diye bir bölüm görülmüyor. Ancak, sözlerini yorumladığınızda vardığınız sonuca göre , bu ihtiraslı Papa’nın Hristiyanlık’ın dünya hakimiyetini hayal ettiği çok açık. Papa’nın açıkça “yapacağım” dediği, insanı ve insanlığı Hristiyan dininin buyruğu altına almaktır.
Şimdi, Papa ile ilgili sözkonusu yazının tercümesini aynen aşağıda sunuyorum.
Hristiyanlığın Dönüşü
Geçen nisan ayında Papa John Paul’un ölümünden bir gün önce, dindar ve meraklı bir kitle Aziz Peter meydanında toplanmış, Papa’nın akıbeti hakkında bir açıklama bekliyordu. Bu arada, kardinal Joseph Ratzinger, Roma dışında Sabina Tepeleri denen yerde Subiaco köyünü ziyaret etti. Buradaki bir rahibe manastırında keşiş ve rahibelere hitaben bir konuşma yaparak şunu söyledi:. “Avrupa şimdiye kadar insanlığın bilmediği bir kültür geliştirdi; bu kültür Tanrı’yı kamu vicdanından dışlıyor.Tanrı’yı hor görerek insani meseleleri yönetmek bizi uçurumun kenarına kadar getirdi.”
Ratzinger’in görüşleri o zaman fazla dikkat çekmedi. Fakat 16. Benedict adıyla Papa olunca . bu sözler dikkatlice incelendi. Amerikalı ilahiyatçı Michael Novak; yeni piskoposun Subiaco’daki vaazını onun papalığını nasıl şekillendireceğine dair bir müjde olarak görüyor Novak devamla:
“Terörizim ve sosyal belirsizlikler nedeniyle tümüyle sarsılan bir kıtada bu “ inci gibi cümleler” aile hayatı, ahlak ve geleceğe güven konularında büyük bir etki yaratacaktır. Novak’a göre Benedict’in dış görünüşündeki sükunet ve ihtiyatlılık, onun Roma Katolik kilisesinin Avrupa’nın günlük hayatında gerçeğin kaynağı olarak merkezi konumunu tekrar sağlamak arzusunu maskeliyor.Papa insanların tahmin ettiğinden çok daha radikal olacak.” Subiaco metni geçenlerde İtalya’da kitap olarak yayımlandı. Kitabın adı: Benedict‘in Avrupa’sı: Kültürel Kriz kitabı bir manifesto gibi görülebilir. Zaten kardinallerin çoğu Papa ‘yı bu manifestodaki misyonu yerine getirmesi için seçtiklerini söylediler. Buna modern Avrupa’nın tekrar Hristiyanlaştırılması denebilir. Muhafazakar bir Katolik olan biyografi yazarı George Weigel’in inanışına göre, söz konusu misyon Avrupa’yı Tanrısızlıkta örnek almasından korktuğu Amerika Birleşik Devletleri için de aynı derecede hayatidir. İnsanlar için bu kürtaj ve prezervatif tartışmasından daha önemlidir. Aslında bahis konusu olan uygarlığın veya en azından insanların geleceğidir. Tanrı’yı kamu hayatının bir kenarına atmak tüm Avrupa’yı tehdit eden bir öfke yaratıyor. Bu öfke sadece Avrupa’nın radikal sekulerizmine kızan Hristiyanlar arasında değil, aynı zamanda dünya Müslümanları arasında da yaygın. Weigel’e göre Müslümanlar, Hristiyanlığın ahlaki temelinden ürkmüyorlar. Onların tehdit olarak gördüğü bizzat kendi temellerini inkar eden laik kültürün ahlakı hor görmesi. Aynı şey Yahudiler için de geçerli. Diğer dinlere inananları rahatsız eden şey Tanrı’dan söz edilmesi değil , fakat daha ziyade Tanrı’sız bir beşeri toplum inşa etme çabalarıdır. Yani terörizm’in şiddeti medeniyetler arası çatışma veya inaçtan ziyade onun yokluğundan ve Tanrı’yı küçümsemekten ileri geliyor. Bunlar Avrupa inançsızlığı tarafından temsil ediliyor. Ratzinger diyor ki: Şayet ahlaki standartlar sadece hükümetler ve bireyler tarafından tasarlananlardan ibaret olursa, o takdirde toplum Hristiyan köklerinden kopar ve yolunu kaybeder. Bu durumda, bireysel tercihler her şeyi haklı gösterebilir ki, bunlara cinayet ve terorizm dahildir.Tek başına bilgi şimdiden görebildiğimiz gibi bir imha gücü haline gelir. Weigel nükleer ve biyolojik silahları örnek olarak gösteriyor. Kendisi ayrıca hayatın kaynağı meselesinin bir bilimsel manipulasyona konu olmasını reddediyor. Çünkü bu yüzden bir insan dünya’ya Tanrı’nın lütfü olarak değil de, bizim aksiyonumuzun bir ürünü olarak gelmiş oluyor. Benedict’in yaklaşımını inceleyen Vatikan bilginlerine göre, Papa bir yandan kilisenin ahlaki otoritesini öne sürerken, diğer yandan da bunu ulusal politikalarla birleştiren ince bir çizgi üzerinde yürüyor. Fakat onun fikirlerine ta en başından karşı çıkanlar, kendisinin cüretkar bir ayrımcılık yaptığını söylüyor.
Papa’nın İtalya Devlet Başkanı Carlo Azeglio Ciampi’ ye Haziran ayında yaptığı ilk resmi ziyaret hassas bir zamana rastladı. Ziyaretin günler öncesinde, İtalyan kardinalleri ülkenin insan yaratma uygulamaları hakkındaki politikasının liberalleşmesine karşı başarılı bir kampanya yürütmüştü. Ciampi, Papa’ya kilise ve devletin geleneksel ayrımından bahsetti. Ve bu ayrımın gerekli olduğunu söyledi. Benedict itiraz etti. Ona göre bu tür cari meseleler üzerinde tavır almak kilisenin görevidir. Kilise evlilik üzerine kurulu aile ve doğumdan ölüme kadar insan hayatı ile ve ayrıca eğitim ile ilgilenmek zorundadır. Ciampi çok şaşırdı. Vatikan yorumcusu John Allen’e e göre; İtalya’daki bu olay çok daha geniş çaplı kültür çatışmasının ilk tezahürüydü. Aslında, kamu politikası ve medeni kanunda yer alması gereken insan kişiliği hakkında belirli objektif gerçekler bulunduğuna dair tartışma yaratan sağlam ve engellenemeyen bir papa göreceğiz. Fakat Papa aynı zamanda bazı aşikar politik hesaplar da yapmıyor değil. Mesela, İspanya’da kilisenin hükümetin aynı cinsten evlilikleri yasallaştırılmasını engelleme şansı yoktur . Bu ülkede mahalli piskoposların yasağa karşı yürüttüğü kampanyayı desteklemek üzere, Papa Benedict hiçbir zaman şahsı prestijini ortaya koymadı.
Benedict yapacağı savaşları dikkatlice seçiyor. Yetmiş sekiz yaşındaki Baverya doğumlu piskopos, daha önce yirmi yıl boyunca Vatikan’ın doktriner saflığının muhafızlığını yapmıştı. Ve tüm hayatı boyunca bir bilgin olarak yaşadı. Papa kalben yaman bir kampanyacıdan ziyade emekli bir entelektüeldir.Bu ay Almanya’nın Köln şehrindeki Dünya Gençlik Günü dolayısıyla yüz binlerce inanç sahibi insana hitap ettiğinde, birçokları onda eski Papa John Paul’un yirmi altı yıllık iktidarı süresince Papalık makamına getirdiği karizmanın pırıltılarını arayacak; ama muhtemelen bulamayacak. Cambridge Üniversitesinde Hristiyanlık Tarihi profesörü olan, Eamon Duffy, Papa’yı enerjisi sınırlı ve yaşlı bir centilmen olarak görüyor. Benedict Avrupa’yı, İsa adına ve çok geniş bir alanda tekrar fethetmek istiyor. Ama bunu daha ziyade fikirlerin ve mantığın gücü sayesinde başarmak niyetinde. Birleşik Devletlerdeki bazı muhafazakar Hristiyanlar arasında yaygın olan hor görme yaklaşımı hiç söz konusu değil . Ratzinger mantık ve hümanizmin Hristiyanlığın özünde olduğunu iddia ediyor.Ve ona göre tamamen bu nedenle aşikar tarihi gerçekler dışında, Hristiyanlık Avrupa kültürü ve değerlerinin gerçek kaynağıdır.
Zor bir pazarlık olacak. Avrupa Anayasasının nihai taslağında Tanrı dışlandı. Avrupa Değerleriyle ilgili son çalışmalara göre; Avrupalıların sadece % 21’i dini kendileri için önemli buluyor. Geçen yıl yapılan bir Gallup seçimine göre, ortalama olarak sadece % 15 oranında Avrupalı haftada bir kez bir mabede gidiyor. Amerikalılarda ise, bu oran %44. Ayrıca ilahiyat gazetesi Concilium geçen sene şunu yazdı; Hristiyan kültürünün Avrupa’daki kökleri bazı çok çirkin hikayeler etrafında düğümleniyor. Buna asırlarca süren din savaşları ve daha yakın tarihteki soykırım dahil. Aslında tüm yönleriyle Nazilik bir ateizm (tanrı tanımazlık) idi ve Hristiyanlık karşıtı bir ideolojiydi. Yine de bir gerçek var ki: Batıda olsun, Doğuda olsun, Avrupa uluslarının hepsi, Yahudi vatandaşlarını imha etme konusunda çirkin bir işbirliği yaptılar. Tarihi gerçekler böyle olunca, Concilium’un yazdığı gibi, Hristiyanlık Avrupalıların çoğu için sadece uzak bir geçmişten ibarettir. Ve başka bir şey değildir.. Papa Benedict yönetimindeki kilise, ateşli politik tartışmaların ortasında; kök hücre araştırması , kürtaj , eğitimde dinin rolü ve eşcinsel evliliği, hatta evrim öğretisi gibi spesifik sorunlar üzerinde kendini göstermeye çalıştıkça, Benedict’in çok ciddi öğretilerinin karikatür düzeyinde basitleşmesi riski ortaya çıkıyor. Örneğin, 7 haziran tarihinde Londra‘nın korkunç bir şekilde bombalanmasından sonra, Papa’nın yardımcılarından biri İtalyan haber ajansı ANSA ‘ya beyanat verdi. Bu beyanatta saldırıların Hristiyanlığa karşı olduğu söyleniyordu. Sonra bu cümle çabucak, insanlığa karşı şeklinde değiştirildi. Benedict gazetecilerle bizzat konuşarak teröristlerin amacının çok daha genel olduğunu düşündüğünü söyledi. Geçen ay Viyana kardinali Christoph Schonborn, The New York Times gazetesine evrim hakkında bir görüş yazdı. Bu yazı Başkan George Bush’un entelektüel tasarım hakkındaki sözlerine çok benziyordu. Kardinal; evrim insanlığın ortak soyu bakımından gerçek olabilir.Fakat Neo-Darvincilerin dediği gibi, rehbersiz, plansız ve tesadüfi çeşitlenme ve doğal seleksiyon gerçek olamaz Birçok Katolik bunun artık önemli bir mesele olmadığını düşünmüştür.Vatikan gözlem evi müdürü George Coyne, ısrarla kilisenin hem Tanrı hem evrim dahil bilimi kolayca kucaklayabileceğine dair bir beyanat verilmesini istedi .Ona göre, maalesef dini yaratılışçılık yaklaşımı, insanın yaratılışı hakkında bazı fanatik moto-mot bilimsel yorumlar anlamına geliyor. Avrupalıların birçoğuna göre bütün bu tartışma Enginizasyon günlerine doğru entelektüel bir irtica görümünde. Şayet Ratzinger orta çağlar için nostaljik duygulara sahip olsaydı, bu muhakkak ki çok daha olumlu bir vizyon için söz konusu olurdu. Papa, Subucia’ya bir ödül almak ve Aziz Benedict hakkında konuşmak için gitti. Aziz Benedict orada kendi manastır düzenini altıncı asırda kurmuştu. Papa’ya göre Avrupa’nın kasvetli, inançsız topraklarında, geçmiş karanlık dönemlerde olduğu gibi, kilise bizzat hücreler kurmalı ve asırlar boyunca çalışarak Işığı beklemelidir… Bir zamanlar kesişlerin yaptığı gibi . Modern zamanlarda bunun anlamı kendini tamamen adamış tartışmalı grupların güçlendirilmesi demek olabilir. Örneğin ; Opus Dei ve Toplum ve Özgürlük adlı gruplar gibi.. Fakat bu çok riskli bir kumar . Duffy’e göre, bu çok karanlık bir vizyon ve kolayca tersine bir zaferciliğe dönüşebilir: Yani, kilise dünyaya karşı ve herkes siperlere.. . Sonuçta ,müminler izole olmanın zevkini yaşarken Avrupa toplumunu tekrar Hristiyanlaştırma ümidi tümüyle kaybedilebilir.
NYrKDACBewLxfW
7COF7h a href="http://lyakymdatiai.com/" lyakymdatiai /a , [url=http://pxhbsfhlzhkh.com/]pxhbsfhlzhkh[/url], [link=http://xrtixfasoejp.com/]xrtixfasoejp[/link], http://vdigfwfrvsar.com/
16.04.2010 19:21:09
EexaZQZlTqN
sOGG6S a href="http://aygnnqiuzpdn.com/" aygnnqiuzpdn /a , [url=http://jueqcgifauwa.com/]jueqcgifauwa[/url], [link=http://claiainsbdmd.com/]claiainsbdmd[/link], http://inwthkkwpazn.com/
16.04.2010 18:50:59
UsdZYpVDgKbwRjv
yDpq2Y a href="http://fstqyoujfcfv.com/" fstqyoujfcfv /a , [url=http://luuxtmxpfcvs.com/]luuxtmxpfcvs[/url], [link=http://odevflorfzny.com/]odevflorfzny[/link], http://vwvyjiomxjrt.com/
16.04.2010 18:02:02
QYAfoyRvqb
SATDx9 a href="http://khtznzzundmt.com/" khtznzzundmt /a , [url=http://uhflxlwisphr.com/]uhflxlwisphr[/url], [link=http://frpxjdgdmfsr.com/]frpxjdgdmfsr[/link], http://amiyvnmebzyh.com/
16.04.2010 13:28:59
|
|